28 Mart 2010 Pazar

Yoga Yolculuğum

26.03.2010

Yoga yolculuğum..
ve İZMİRYOGA

Kendimi bildim bileli hep yeninin ve bilinmezin, keşfetmenin, öğrenmenin ve hareketin peşindeyim. Yaşamsal açlığımın bir ilk gençlik sıradanlığı olduğunu ve bir süreçten ibaret kalacağını sanmakla kendime haksızlık etmişim.. ben uslanmıycam , hep bir yeniyetmeyi taşıyacağım ruhumda..

Hep yeni yollar çağıracak beni, yeni hikayeler, yeni kardeş yürekler, yeni konular yeni ödevler.. ve ben içimden gelen sesi dinleyip peşinden gideceğim öğrenme, bilme tutkumun.
Yıllardır yogaya başlamayı istiyor ama hepimizin tutsağı olduğumuz ataletten, şehir yorgunluklarından ve sonsuz bahaneler yumağından bir türlü başlayamıyordum. Bu arada evimi, işyerimi ve bununla beraber çalışma saatlerimi değiştirmem, sonuçta bana uyduracak bahane bırakmayınca ben de bir yoga okulu buldum kendime.. yoga kursunu seçmeme sebep evime yakınlığıydı.. Akif Manafın kurucusu olduğu ve sanıyorum türkiyede en yaygın şubeye sahip yoga okulu olan YOGA AKADEMİ de başladım ilk yoga kursuma.. temiz şık bir ortamda, karşıyakanın en nezih yerinde kalburüstü diyebileceğimiz insanların katıldığı bir kurstu. Daha ilk dersten itibaren, bende bir sorun var herhalde, ben kendimi hiç öyle rahatlamış, ruhsal olarak da gevşemiş hissedemiyorum , tek hissettiğim jimnastik yaptığımdı.. diye düşünmeye başladım. Bunu söylememin sebebi ders başlamadan önce ve bazen de ders bitimlerinde diğer kursiyerlerin arasında geçen sohbetlerde duyduğum şeylerdi.. ben sadece bedensel jimnastik yapmanın ötesinde hiçbir şey hissetmezken , onlar anlamadığım birsürü terim kullanarak( bence kendileri de çok anlamadıkları halde) spiritüel şeylerden, yok efendim astral seyahatten, yok efendim gözüaçık görülen rüyalardan, uyurken dinlenen çarka cd lerinden vs.. bahsedip duruyorlardı..
Bunlar başlangıçta gözlem zenginliği yaratsa da sonrasında yabancılaşmaya sebep oldu ve beni mekandan ve oradaki insanlardan uzaklaşmaya yöneltti..

Tam da bu zamanda anlamsız olamayan tesadüfler zincirinin bir sonucunda 27 ocak- 7 şubat 2010 tarihinde 10 günlük VİPASSANA MEDİTASYONU eğitimine katıldım.. bunu başka bir zaman uzun uzun anlatacağım.. konuya dönersek, orada tanıştığım kendisi de yoga eğitmeni olan sevgili asiyeye yogayla olan hikayemi anlattım ve bana önerebileceği izmirde bir eğitmen olup olmadığını sordum. Eski bir İzmirli olan asiye bana İZMİR YOGA dan ve sevgili ZELİHA dan bahsetti..

O gün bu gündür ertelediğim yogaya yeniden başlama isteğimi ancak geçen hafta gidip zelihayla 1 saat meditasyon yapmaya başlayarak hayata geçirdim. Kısa tanışma faslının ardından 1 saat beraber meditasyona oturduk zeliha hocamla.. meditasyonun ardından yaptığımız kısa sohbette bana doğru yerde olduğumu fısıldayan tınılar vardı..


Dün katıldığım yoga dersi şimdiye kadar katıldığım en keyifli ders deneyimlerinden biriydi.. zelihanın huzur veren sesi sizi kendi bedeninizle buluşturuyor, tüm doğallığıyla ve olduğu haliyle kendinizi kabul etmeyi ve şefkatle kucaklamayı sağlıyor. Hipnotize ediyor zelihanın sesi sizi ders sırasında.. sesiyle ve nefesiyle yaptığını yüreğiyle de yapıyor, tüm ders boyunca her katılımcıyla tek tek her harekette her duruşta gelip ilgileniyor. kimi zaman duruşunuzu düzeltiyor, kimi zaman bedeninizin kapasitesini artırmak için sınırlarınızın dışına davet ediyor sizi.. kalıpların dışına çıkıp esnekliği ve gücü ve özgürlüğü deneyimlemenize yardım ediyor sihirli parmaklarıyla.. ders sonunda kendimi mutlu ve şanslı hissediyordum. Mutluydum çünkü harika bir ders yaşamış kendimle harika zaman geçirmiş bedenimi gevşetmiş ve rahatlatmış bunun bir sonucu olarak ruhumu hafifletmiştim.. şanslıydım çünkü tüm bunları yapacak ortamı ve bilgiyi ve emeği bana sunan bir öğretmenim vardı..


İzmiryoga alsancakta bir binanın 4. katında, ama bu binanın girişi beni büyüledi.. canlı çiçeklerden oluşan minik bir sera var apartmanın girişinde, aynı seranın benzeri zelihanın kendi okulunda da var.. ışıklığa bakan bir balkonu harika bir balkon-bahçeye dönüştürmüşler. Dün katıldığım 7:30-9:30 yoga seansının sonunda bu balkon bahçenin ışkları yakıldı ve loş olan yoga salonundan bu harika manzarayı seyretme şansımız oldu..
İzmiryogada hoşuma giden başka birkaç şeyden daha sözetmeden geçemeyeceğim.. bunlardan biri kocaman sürahi gibi su bardaklarının içine atılmış kalın portakal dilimlerinin harika görüntüsü ve ortama yaydığı nefis koku.. bir diğeri sürekli masanın üzerinde duran leblebi kasesi.. canlılık, keyif ve doğallık hissi veriyor sanırım bunlar bana.. dekorasyondaki incelikleri saymayı gereksiz görüyorum ama kimin keşfi ise binlerce teşekkür ettiğim göz bantlarını anlatmak isterim. Her yoga seansının ardından 10-15 dakika kadar süren bir derin gevşeme seansı yapılır. Bu seans sırasında matın üzerine bıraktığınız bedeninizin her yerini gevşemeye ve rahatlamaya davet edersiniz. Ayak ucunuzdan başınızın tepesine, dilinizden iç organlarınıza, kaslarınızdan kemiklerinize kadar tüm bedeninizi derin bir dinlenmeye bırakırsınız. İşte bunun için meditatif bir müzik, loş bir ortam ve rahatlatan bir sesin sizi yönlendirmesi gerekir. Üzerinizi battaniyeyle örtüp, gözlerinizi kapatarak derin dinlenmeye geçersiniz.. ama İzmir yogada derin dinlenme yapıyorsanız bir de içi lavanta ve ketentohumuyla doldurulmuş yumuşacık kesecikleri gözünüzün üzerine yerleştirirsiniz.. bu mis kokular eşliğinde huzur ve uyku alemine geçiş çok daha kolay oluyor.. bu harika göz bantları için sonsuz teşekkürler..

Dün geçirdiğim harika ders için..

Teşekkürler
Seni seviyorum..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder