BIR ADA HIKAYESI-vol 3
Uzun bir aradan sonra ada hikayelerine devam etmekte zorlanacagim. Izmirli sehir kizinin adali bir yoginiye donusmesinin hikayesini anlatacagim bu kez. Motosikletimi kiraladiktan sonra ozgur ruhlu bir sehir kizi olarak adada kesfedilmemis kose birakmamak uzere yollara koyuldum. Sabah derslerinden sonra ancak bir kac gunumu eve gelip dinlenerek gecirdim. Onun haricinde her gunumde elimde harita yanimda benim sevgili macera arkadasim hintli kabir o selale senin bu plaj benim dolanip durdum. Evet faith ve mike ikiside ozel workshoplara katilmak icin beni yalniz biraktiktan sonra ben de yeni arkadaslar edinmeye basladim. Bunlardan birtanesi avusturalyada sigortacilik yapan, senenin 6 ayi calisip 6 ayi da dunyada gezmedik yer birakmayan, annesi hindu babasi sufi olan kendisi hicbir dine inanmayan inandigi tek seyin doga oldugunu soyleyen paganist arkadasim kabir. Kabir daha geldigi ilk hafta butun adayi karis karis gezmis neredeyse, eksik kalan yerleri de benimle birlikte tamamliyor. Bu guzel ada toplam 300 km2 lik bir alana sahip. Adanin kiyi seridi turistik yerlesimler ve adanin kiyi koyleri ile bezenmis. Adanin ic kisimlarinda ise kucuk daglar ve yagmur ormanlari yeraliyor. Motosikletle ilk maceram adadaki ulusal parki ve onun icinde yer alan iki selaleyi ziyaret etmek uzere yola cikmak oldu.. tabii kayboldum.. ama motosikletin uzerinde yol alirken essiz guzellikteki yagmur ormanlarini, rengarenk tropik cicekleri, herbiri kendine has essiz guzellikteki ada evlerini ve bir gorunup bir kaybolan turkuaz renkli denizi gormek beni mutlu etmeye yetip de artiyor bile… perudan gelen bir samanla 1 haftalik bir egitime 26 kisilik ozel bir grupla katilacak olan mike, evsahipligi yapmak icin Pazar gununu bana ayirdi. Ona evinde yagmurdan korunmak icin yapacagi izolasyonda biraz yardim ettikten sonra pesine dusup de bulamadigimiz selaleye gittik beraber. Selale darken niyagara gelmesin gozunuzun onune.. manavgat ya da duden selalesi bile degil.. ada boyutlarinda kucucuk bir selale.. muson mevsimi haziran –ekim aylari arasinda oldugundan ve henuz yagmurlar baslamadigindan selalenin sulari bayagi bir azalmis, iki kayanin arasindan suzulerek gelen incecik bir su gormek ugruna yagmur ormanlari icinde 1 saat yuruyus yaptik. Ama en guzel kismi da buydu zaten. Adanin ic kisimlari orman icleri kiyilardan biraz daha serin. Adada ne kadar icerilere gidersem gideyim bir sekilde deniz beni buluyor .. bu cok keyifli.. bir adada yasamanin en guzel tarafi saniyorum bu.. denizin mavisini her goz acisinizda gorebilmek…
Pazar aksami bir de tong sala koyunde kurulan yemek pazarini ogrendim mikedan. Kucuk kucuk ve isil isil tezgahlarin uzerinde binbir cesit yemek koca bir sokak boyunca sergileniyor. Araya atilmis kucuk masalarda siparisinizi oracikta yiyip kalkabildiginiz gibi isterseniz yaninizda da goturebiliyorsunuz. En cok deniz urunleri ve tavuk var.. sise gecirilip izgarada pisirilmis karidesler, onlarca cesit ada baligi, derin yagda kizartilmis tavuk bagetleri, kekler, biskuviler, tai usulu soslarla kizartilmis karisik sebzeler, her seyin yaninda bolca haslanmis ya da kizartilmis pirinc ya da noodle(makarnanin incesi), meyve ve meyve suyu saticilari, kizarmis muz yada hindistan cevizi sutuyle yapilmis pancakeler… saymakla bitmeyecek kadar cok ve rengarenk tezgahlar.. sokagin en sonundaki tum yemekleri taze pisirdigi ve ucuz oldugu icin tercih ettigi yere gidiyoruz. Ben yemegimi soyleyip beklerken mike arkadaslariyla sohbete daliyor, bu arada gelip ne siparis ettigimi soruyor ben de soyluyorum, aaaa diyor bu kadar olur mu, bir kac gunluk yemegimi aliyorum ben buraya her geldigimde, paket de yapiyorlar hem cok ucuz diyor, ben de 2 cesit daha ilave edip siparislerimi bekliyorum. Okuldaki bazi arkadaslarimiz Pazar gununu ada etrafinda tekne turu yaparak gecirdiler. Ben de insallah bu Pazar bu guzel adanin etrafinda tekne turuna katilacagim. Sali ve carsamba gununu deniz kiyisinda gecirdim. Sali gunu gittigimiz plaj harikaydi, palmiye agaclari altinda bembeyaz kumsal denizin turkuaz mavisiyle bulusuyor. Denizin uzerindeki guzel tekne kendimi karayip sahillerinde hissetmeme sepep oldu. Taan saadet adli bu guzel plaja bir daha gitmeyi cok isterim.neden denize girmek icin bu kadar bekledim diye merak ederseniz soyle aciklayayim.. adada heryer deniz ama heryerden denize giremiyorsunuz cunku su cok sig. yoga okulumuz hemen denizin kiyisinda ama oyle sig ki.. 100 mt. yuruyebilirsiniz denizin uzerinde, bazen yuruyenler oluyor.. o nedenle denize girebilmek icin suyun sig olmadigi plajlara gitmek gerekiyor. Ama tam bir hayalkirikligi, memleketimin buz gibi, girdiginde insana can veren o soguk deniz suyunu nasil da ozledim. Dondugumde soguk falan demeyip kendimi focanin sularina bile atmak icin sabirsizlaniyorum.. bunca guzellige ragmen sikayet edebiliyor iste insanoglu
Yoga egitimi sabah 2 ogleden sonra 2 saat pratik uygulama dersi ve aksam 2 saat teorik ders olarak gunde 6 saat yogun bir sekilde devam ediyor. Agama yoga klasik yogadan biraz daha farkli bir felsefeye sahip. Belki bir dahaki mailimde yoga ile ilgili daha cok sey anlatirim ama simdi derse gitmek icin cikmam gerekiyor.
Adada ikinci egitim haftami tamamliyorum. Cuma sabah dersinden ciktim biraz once. Biraz adadan ve ada insanlarindan biraz yogadan biraz da buradaki insanlardan bahsetmek istiyorum bana gelince gozumu icimden daha cok disimdaki dunyaya, adaya, tabiatin benzersiz guzelliklerine, insanlarin gulumseyen yuzlerine, kulagima calinan seslere burnuma gelen kokulara damagimi cezbeden tatlara teslim ettim.. ogrenme tutkum zihnimi ruhsal gelisime yogunlasmami biraz engelledi. Her ne kadar gunde 6 saat hem zihnimi hem bedenimi yogaya konsantre etsem de zihnin genel konsantrasyonu daha cok ani yasamak uzerineydi. Bu gunden itibaren tumuyle degilse bile biraz daha icime yoneltmek istiyorum bakisimi. Ruhumda ve bedenimde bazi degisimleri hissetmeye basladim. Ogretiler cok guzel, insana dair, evrenin butunlugune dair erdeme dair ogretiler bunlar. Agama yoga tek bir cumlede ozetlemek istersem, evreni makrokozmos insani da onun kucuk bir tezahuru –mikrokozmos- olarak goruyor. Evrensel uyumla ve sonsuzlukla, sinirli bedenimizin enerji merkezlerini(cakralari) butunlestirmeyi ve sarj etmeyi boylece evrenle butunlesip birlik bilincine ulasmayi amacliyor.uyumu ve ahengi ancak bedenimizdeki enerjileri dengeleyerek saglayabiliriz diyor. Ama bunun yontemi sadece belli hareketleri belli periyotlarla yapmak degil. Arinacaksin oncelikle diyor. Bedenini ve ruhunu kotuluklerden olumsuzluklardan negatif yuklerden arindiracaksin. Insanin 5 bedenden olustugunu soyluyor yoga felsefesi. Katmanlar halinde: fiziksel bedenimiz, uzerinde enerji bedenimiz, onun uzerinde duygusal bedenimiz, mental-zihinsel bedenimiz ve en son da ulvi bedenimiz.. anlamak karmasik gelebilir ama oldukca mantikli dusunuldugunde.. fizksel bedenimiz yediklerimizden olusan bedenimizdir. Bu nedenle ne yersek oyuz.. yediklerimize dikkat etmeliyiz. Yuksek enerji icerikli,taze, yeni pismis enerjisi yuksek besinleri tuketmeliyiz. Iyilesmek icin kullandigimiz bitkilerin ilaclardan farki sadece kimyasal bilesikleri icermelerinin disinda tasidiklari enerjiyi de bize aktarmalaridir. Yoga felsefesine gore hersey bir enerji tasiyor ve bu enerjilerle etkilesimle hayati deneyimliyoruz. Ne diyorduk.. bedenin enerji butunlugunu saglamak icin arinmak.. fiziksel arinma beslenmeyle basliyor ve bedensel temizlikle devam ediyor. Bize agzimizin icini, dilimizi, burnumuzun icini-evet gercekten- ve gozlerimizi nasil temizleyecegimize dair ritueller ogrettiler. Ardindan ruhsal ve duygusal ve zihinsel arinma geliyor. Bunun yolu erdemden ve ahlaktan geciyor.
Birincisi siddetten kacinacaksin, hic bir sekilde siddeti icinde barindirmayip yansitmayacaksin, siddet egodan ve korkudan kaynaklanir nefsine hakim olan ve egosunu yonetmeyi bilen kisi siddet yansitmaz diyor. Ofke korkudan kaynaklanir .
Ikincisi yalan soylemeyeceksin.. kendini korumak ya da sahip olduklarini korumak adina soyledigin beyaz yalanlar bile senin yarinlarini etkiler (karma yaratir) . soyledigin yalanlarin golgesinde yasamak ve onlarin yukunu tasimak zorunda kalirsin bu da senin enerji kanallarini bloke eder, evrenle olan uyumunu engeller. Sadece ve sadece gercegi soylemek bir insanin hayatini kusursuz bir donusume ugratir. Baslangicta zor ve kotu de gorunse sonucta huzura ve mutluluga giden yol gercegin dilegetirilisinden gecer.
Ucuncusu calmayacaksin.. diyorlar ki, calan insan evrenin imkanlarinin sinirli olduguna inanan ve bu sinirli pastadan kendisine buyuk payi almaya calisan, baskasinin payinin kendisininkinden buyuk olmasina katlanamayan insandir.. oysa, bilmeliyiz ki evrenin imkanlari sinirli degildir. Adaletli paylasmayi bildigimizde herkese yetecek kadar herseyden bolca var yasadigimiz bu guzel dunyada.. sadece ihtiyacin kadar tuketip baskalarini da dusunerek uyumla evrenden talep ettiginde ve korkmadiginda evren sana ihtiyacini verecektir. Bunu ormanda yururken yanindaki bir sise suyu biten kisinin psikolojisiyle aciklamaya calistilar.eyvah suyum bitti diye panikleyip korkuya kapilmak yerine guvenle ve huzurla yoluna devam ettiginde ve evrenin vericiligine guvendiginde suya ulasirsin diyorlar.. biraz celiskili gelebilir ama uzerinde dusunmeye ve anlayarak uygulamaya deger bence…
Bundan sonrakileri henuz ogrenmedigimizden anlatamayacagim.. henuz o dersleri gormedik
Ada insanlarina gelince, tayland guneydogu asyanin ekonomik olarak en gelismis ulkesi. Turizmin bunda buyuk bir etkisi var. Koh phangan adasi da turizmden oldukca cok besleniyor. Adanin her yeri kiralik evler harika oteller kucuk konuk evleri, macera parklari, dalis okullari, masaj salonlari, el sanatlari ve ahsap oymaciligi otelleriyle dolu.. ada halkinin genel gecim kaynagi direk veya indirect olarak turizm. Marangozluk, ticaret, tarim, hizmet sektoru, gida isletmeciligi vb.. yollar surekli olarak motosiklet tamircileri, camasir yikama ilanlari, masaj salolari, cafeler ve restoranlar , rengarenk tropik meyvelerin sergilendigi tezgahlarla ve bunlarin ilanlariyla bir de parti ilanlariyla bir de kiralik ev, kiralik motosiklet ve bisiklet ilanlariyla dopdolu.. adalilar turistlerle birlikte yasamaya alismislar. Hizmet etmekten, insanlari mutlu etmekten mutlu olan bir kulturden geliyorlar. Gulumsemek nefes almak kadar dogal onlar icin ama bir de gulmeleri var ki simsicak ve icten, beklentisiz.. sadece yoldan gecerken bile yuk tasiyan bir koyluyle ya da harc karan bir isciyle gozgoze geldiginizde kocaman bir gulumsemeyle aydinlaniyor yuzu, yuregi aydinlatan sicaklikta..ingilizceyi pek bilmiyorlar, tarzanca anlasiyoruz, kendi aralarinda gulmeyi konusmayi seven insanlar. Huzurlular, caliskanlar ama hic aceleleri yok, sakin bir huzurla yapiyorlar islerini.. turistlere para kaynagi gibi degil memenun edilecek misafirler gibi yaklasiyorlar, parayi en son istiyorlar ve hic bir zaman pazarlik etmenize gerek kalmayacak kadar mutevazi fiyatlarla sunuyorlar bu hizmetleri..
Gezinin en sonunda bir fiyat listesi hazirlayacagim, belki birilerinin aklini celebilirim
Adanin cografi yapisindan buradaki guzelliklerden ve burada tanistigim dunyanin binbir kosesinden gelmis onlarca guzel insandan bahsetmeyi bir sonraki mailime birakiyorum. Bu kez arayi fazla acmadan yeni bolumler ve yeni hikayelerle bulusmak dilegiyle..
Dunyanizi birazicik zenginlestirebildiysem, yasadigim mutluluga ve ogrenme keyfine sizi de birazicik dahil edebildiysem ne mutlu bana..
Yuregimin tum beklentisiz ve sefkatli sevgisiyle hepinizi kucakliyorum.
Yureginizi isitan gulumsemelerle gununuz aydinlansin..
Ozlemle..
Koh phangan, TAYLAND
05.06.2010
CANAN
16 Temmuz 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder