16 Temmuz 2010 Cuma

BİR ADA HİKAYESİ vol-4 SEZON FİNALİ

BIR ADA HIKAYESI vol-4


20 haziran Pazar gunu adada gecirdigim 28 gunun ardindan adayla , adadaki arkadaslarimla, evimle, motosikletimle, ogretmenlerimle ve okulumla vedalasip 17 saat surecek uzun yolculuguma basladim. 17 saat deyince gozu korkuyor insanin ama nedenini bilmedigim bir aktarma sistemi uyguluyorlar taylandda. Once 3 saatlik feribot yolculuguyla adaya en yakin yerlesim yeri Surathaniye ulasiliyor, orada 1 saat beklemenin ardindan gelen otobuslerle 1,5 saatlik bir yolculuk yapip yeni bir bekleme noktasina ulasiyoruz. Buradaki bekleyis yaklasik 4 saat suruyor. Ardindan bizi bangkoka goturecek otobus geliyor ve bir daha bekleme olmadan bangkoka ulasiyoruz. Gelirken de ayni bekleyişler gecerliydi. Pazar gunu oglen 12:30 da baslayan yolculuk, Pazartesi sabahi 05:30 da sona eriyor. Biraz sefil gibi gorunse de yollarda olmayi sevince alisiyor insan.

Dun geceki kapanis seramonisinin bir nevi diploma toreninin ( bize sertifika verdiler) ne kadar keyifli oldugundan bahsetmeliyim oncelikle.. Agama yoga okulunda 1 aylik yogunlastirilmis egitime katilanlar ve TTC olarak gecen ogretmen yetistirme programinin ilk ayini tamamlayanlar ve daha bir suru kisinin katildigi keyifli bir torendi. Sertifikalarin verilmesinin ardindan yeteneklerini sergilemek isteyenlerin hazirladigi kucuk sovlar gecenin en guzel surprizlerindendi.. dans gosterileri, muzik performanslari, hikaye anlatimlari gercekten cok keyifliydi.. ardindan vedalasmalar kutlamalar darken kararlastirilan havuzbasi partisiyle geceye devam.. tam bu noktada benim bu geceyi biraz hasta ve atesler icinde gecirdigimi itiraf etmeliyim. Adaya ilk geldigim gunlerde de olan bir cesit enfeksiyondan kaynaklandigini dusunuyorum. 1-2 gun halsizlik ve basagrisinin ardindan geciyor, saniyorum sivrisineklerin tasidigi mikroplardan kaynaklaniyor.. yani havuzbasi partisinde arkadaslarima eslik edemedim ama paylasilanlar beni mutlu etmeye fazlasiyla yeti de artti bile..



Adada gecirdigim ilk iki hafta daha cok macera pesinde adayi kesif yolculuklariyla, egitime ve yogaya alismakla gecti. Sonraki iki hafta ise saniyorum ruhsal ve bedensel olarak yasdigim donusum nedeniyle daha icsel bir surec gecirdim. Tabiki yine bu guzel adada yeni yerler ve yeni deneyimler yasadim ama bakisim disardan cok iceri yonelikti. Ayrica ilk haftalarda yabanci dil nedeniyle yasadigim cekingenligi biraz yenip, yeni arkadaslar edinip yeni paylsimlar da yasadim.

Adada ayni sinifi paylasmaktan buyuk mutluluk duydugum, hayata bakisimi degistiren, beni egiten , sevginin ve paylasmanin insanin en buyuk acligi oldugunu ve sevgiyi ictenlikle paylasmanin dil, din , irk, milliyet gibi sinirlarinin olmadigini bana deneyimle kanitlayan butun guzel dunya insanlarina sonsuzca minnettarim. Allahima bana bu deneyimi yasama sansi verdigi icin sukrediyorum.

Evet kimlerdi bu insanlar biraz onlardan bahsetmeliyim.. bir kere turkiyeden geldigimi soyledigimde istanbuldan once agzindan aaa KONYAA, RUMIIIIIII…. Sozleri dokulen insanlardi.. benim hala gidemedigim kapadokyayi karis karis gezmis insanlardi..mistik yolda ilerleyen ve hayatini bu degerler dogrusunda sekillendiren ozel insanlardi.. hemen hepsi MEVLANA yi taniyor, tabii RUMI diye biliyorlar, egitmenler de derste birkackez MEVLANADAN , onun ne kadar buyuk bir islam filozofu ve muhtesem bir sair oldugundan bahsettiler. Onlarca farklı kültürden ve coğrafyadan gelmiş insanlardan bunları duymak çok güzeldi. Bilgeligi,huzuru, isigi ve sevgiyi arayanlar dunyanin hangi kosesinden olursa olsunlar bir sekilde yollarimizi aydinlatan ilahi rehberlere ulasiyorlar.

Hangi hikayeden baslayacagimi bilmiyorum ama bikac cumle ila buradaki arkadaslarimdan bahsetmek istiyorum,

ROXHSANEH, ISKOCYA, 30 YASINDA

Sevgi dolu yuregiyle kendini cevre olaylarina adamis bir gonullu.. 1,5 yil MEKSIKA da cevre gonullulerine katilip egitim almis ve orada yasamis ve calismis, sonra ulkesine donup yine egitimine devam etmis, taylanda gelmeden once ise 1 yil boyunca KORE de bir kasabada ingilizce ogretmenligi yapmis..( bukez gonullu degil, maddi ihtiyaclar yuzunden maasli..) taylandda 2 aydir dolasiyor, son 40 gununu koh phangan adasinda yoga egitimi alarak gecirmis. Roxananin annesi irlandali, babasi ise IRANLI bir SUFI.. ona babasi icin ney muzikleri verdim, bir de her gittigi ulkeden geleneksel muzikleri toplamayi seviyor ama ben geleneksel turk muzigi konusunda pek yardimci olamadigimdan biraz eksik hissettim kendimi.. bir daha bu konuda hazirlikli olmaya karar verdim. Roxananin 3 kiz kardesi var ve siradisi bir aile.. kiz kardesi 2 yil hindistanda yasamis, simdi londrada yasiyor..

ANNA, HOLLANDA, 21 YASINDA

Anna universite ogrencisi, adaya daha once fullmoon partileri icin gelmis bir yeniyetme aslinda.. ama bir donusum icerisinde. Daha bu genc yasinda ruhsal arayislarin pesine dusmus ama henuz gencligin verdigi merak ve yasam acligiyla bu farkli yasam tarzlarini dengeye ulastirmasi zaman alacak. Ama safligi ve cesur yuregi ona yardim edecektir eminim. Tabii annanin cok erken yaslarda bu arayislara girmesinde babasininda buyuk etkisi var, annanin babasi doktor ve özel bir takim araştırmalar icin 2 yil NEPAL de kalmislar, o zamanlar anna 5 yasindaymis daha ama bu tecrube ve hinduizimle ve budizimle tanismis bir ailede buyumenin siradan olmadigini dusunuyorum.

CHANTEL VE JEAN-LUC , ISVICRE, 38 VE 42

Gordugum en asik ciftlerden biriydiler. Chantel 5 aylik hamile, butun baglarini koparip yollara dusme karari aldiktan sonra hamile oldugunu ogrenmisler. Chantel daha once 1,5 yıl kambocyada gonullu ogretmenlik yaptigindan bana bazi ozel tavsiyelerde bulundu kambocya icin. Esi ise uzun yillardir adaya tatil icin geliyormus, ama yoga icin degil. Bundan onceki 6 ayi hindistanda gecirmisler. Hindistanda AUROVILLE adıyla bilinen cok ozel bir kominal yasam merkezi var orada da kalmislar. Auroville bir yoneticinin olmadigi, icinde farkli konularda egitim alinan tamamen gonullulerden olusan ozel bir köy. Adadan birlikte ayrildik, 1 ay bangkokta kalip daha sonra 6 ay kalacaklari BALI ye gececekler. Ogullari Balide dogacak, ama sonrasi icin planlari yok..

PAU, ISPANYA, 26

Pau tanidigim en sevimli insanlardan biriydi..hem neseli hem sevgi dolu hem paylasimci ve hem de guclu bir irade ve kararlilikla yoga konusunda ilerliyor. Yaklasik 4-5 yildir yoga ile ilgileniyor. Gecen yil 6 ayini HINDISTANDA AUROVILLE de gecirmis.Auroville de kaldığı sürede Permakültür konusunda eğitim almış. Pauya geleceği için ne planladığını sorduğumda ben sıradan bir işte çalışıp şehirde mutlu olabilecek bir insan değilim diyor. O nedenle ispanyada, türkiyede ve dünyanın bir çok yerinde de olan ve giderek artan permakültür köylerinden birinde yaşayıp orada çalışmayı belki orada isteyenlere de yogayı amatör olarak öğretebileceğini söylüyor.



HANUKKAH, İNGİLTERE, 28

Hanukkah İngilizlere hiç benzemeyen akdeniz sıcaklığıyla, uzun kirpiklerini kırpıştırarak baktığı ışıl ışıl gözleriyle, sürekli gülümseyen o güzel yüzüyle ilk tanıştığım insanlardan biriydi sınıfta. Her gün kendisi için hazırladıgı harika salataları paylaşan, motor ya da bisiklet kiralamayıp heryere yürüyerek giden, herkesi gülümsemesiyle kendine çeken çok hoş bir insandı. Ingilizlere karşı taşıdığımız soğuk önyargısını tamamen değiştirmeye yetecek istisnada da arkadaş canlısıydı. Cezaevinden erken tahliye ile çıkanların rehabilitasyonuyla ve takibiyle ilgilenen bir kurumda çalışıyormuş önceden ama işini bırakıp bir yoga eğitmeni olarak hayatına devam etmeye karar vermiş. Agamada 3 aylık eğitimin ardından hindistana gidip biraz da orada eğitim aldıktan sonra londraya dönmeyi ve yoga eğitmeni olarak çalışmayı istiyor. Yolu açık olsun, eminim onun öğrencileri kendilerini şanslı hissedecekler..



ESTHER, ALMANYA, 34

Ilk günlerde sınıftaki varlığını hiç farketmediğim, oldukça sessiz kendi halinde ama bir o kadar da sevgi dolu bir insan.. bir akşam yemeğinde bana neden yoga eğitmeni olmak istediğinin hikayesini anlattığında çok etkilendim ve paylaşmak istedim sizlerle. Bundan 20 yıl önce Ester’in annesi kansere yakalanıyor. Bir arkadaşının tavsiyesiyle yogaya başlıyor. Yogaya başlamasının ardından hastalığı yavaş yavaş ortadan kalkıyor. O günden sonra annesi yoğun olarak yoga yapmaya ve yıllar geçtikçe de bu konuda kendini eğiterek bir yoga öğretmeni olmaya karar veriyor. Kendine ait bir merkezde halen yoga eğitmenliği yapmaya devam ediyor. Esther de kendi işinden ayrılıp annesinin yolunda ilerlemeye karar vermiş ve bunun için agamaya gelmiş.



CHİHİRO ve AİKO, JAPONYA, 30 VE 27

Chihiro ve arkadaşı Aiko agama yoga okulunun ilk japon öğrencileri. Ikisi de yoga eğitmeni olmak için buraya gelmişler. Chihiro ülkesinde büyük bir şirkette muhasebe departmanında çalışıyormuş önceden, fakat buraya gelmeden işinden ayrılmış. Huzulu ve ruhsallığın egemen olduğu bir hayatı yaşamayı istediğinden bahsediyor. Herkesi içten gelen bir şefkat ve yardımseverlikle kucaklayan sevgili chihiro sanırım bu amacına ulaşacak, daha da önemlisi bu yolda ilerledikçe daha da güçlenecek ve hedeflerini büyütecek zamanla..

Aiko güzeller güzeli tatlı bir japon kızı, en yakın arkadaşı bir türk. En sevdiği şeylerden bir tanesi dansetmek hem de göbek dansı!!! Bu inanılmaz gelebilir ama göbek dansına dair ilk dersimi taylandda harika bir deniz kıyısında bir japon kızdan aldım.. evet evet bu gerçek, hiç bir abartısı yok.. Aiko bize plajda göbek dansı öğretti, hem de harika bir şov yaptı..

Değerler ve güzellikler evrenselleşerek çoğalıyor ve gelişiyor. Böyle farklılıklara tanıklık etmek benim hayata bakışımı çok etkiledi..

Her türlü güzelliğin, bilginin ve öğretinin, ona emek ve değer verene özündeki ilmi vermeye hazır olduğunu öğrendim mesela..Bir şeylere sahip olmanın değil o şeye ait olmanın asıl önemli olan şey olduğunu da öğrendim. Yani biz Mevlana ile aynı dini, aynı toprakları, aynı tarihi paylaşabiliriz ama ona ait olmadıkça, ilmine yüzümüzü dönmedikçe o da özündeki bilgiyi elbette bize sunmayacaktır. Bu hayatımızdaki her şey için geçerli. Oysa çok uzak topraklarda, bambaşka bir tarihte, kültürde ve coğrafyada doğmuş bir başka insan algılarını bu bilgiye duyarlı hale getirebilir. Bu felsefeyi öğrenmek ve anlamak için emek verip, onun söylediklerini yüreğinde hissedip yaşantılayabilir.

Tıpkı gördüğüm en masum yüzlü insanlardan biri olan AMERİKA lı JEREMY (26 yaşında) gibi.. Jeremyi sürekli çimlerin üzerinde bir ağacın altına oturmuş ve yüzünü güneşe dönmüş meditasyon yaparken yada yalınayak yollarda yürürken görürdüm. Akşam derslerinde anlatılan teorik bilgileri dinlerken yüzüne baktığımda kendinden geçmiş gülümseyen ve ışık saçan yüzünü görürdüm. Konuşması da kendine özgü jeremy nin. Sanki ilk kez konuşmayı öğrenen bir çocuk gibi , ses tonu sanki başka bir boyuttan geliyor gibi.. aslında jeremy tümüyle başka bir boyutta yaşıyor gibi, daha masum, daha sevgi dolu , uyumun ve ahengin olduğu daha kutsanmış bir boyuttan gelmiş gibi.. Ona ilk kez Türkiyeden geldiğimi söylediğimde öyle bir “AHHH RUMİİİİİ, KONYAA..” dedi ki, içim titredi. Öyle bir sevgiyle, özlemle ve hayranlıkla inler gibi döküldü bu sözler dudaklarından.. anladım ki benden ve bir çoğumuzdan çok daha yakın ve gönülden bir bağ kurmuş Mevlana ile.. Hayranlık duydum.

İşte böyle sevgili dostlar.. Oralarda da buralarda olduğu gibi dost yürekler bilgiyi, kardeşliği, sevgiyi, ahengi,dansı, müziği, kendini yaratıcı eylemlerle ortaya koymayı,sadece kendisi için değil başkaları için de adanmışlıkla çalışmayı, iç huzuruyla kendini yaptığı işe vermeyi, verdikçe çoğalmayı, öğrendikçe gelişmeyi, paylaştıkça mutlu olmayı, kendini buldukça bütüne karışmayı, birin hep olduğunu, birliğin içinde eridikçe mutlu olunduğunu öğrenmek için çalışıyorlar.

Batı uygarlığı kendini doğadan, insan ruhundan, aile kavramından soyutladıkça kayıp ruhlar yaratıyor. Aralarından bazı şanslı olanlar farkına varıyor insan olmanın özünde neyin olduğunun ve peşine düşüyor o ruh huzurunun ve mutluluk özleminin.. Hepimiz arayanlarız aslında, ama öğrendikçe farkına varıyor insan aradığı mutluluğun anahtarının kendi ellerinde olduğunun. Yollar farklı da olsa hepimiz aynı amacın peşinde değilmiyiz esasında? Mutlu, anlamlı ve huzurlu bir hayatı yaşayarak kendini gerçekleştirmenin. ..Yaptıklarımızla ve seçimlerimizle varlığımızı anlamlandırmak, şu kocaman alemde oluşumuza bir anlam kazandırmak, bu ruh huzuru ve yaşanmışlık duygusuyla mutluluğu deneyimlemek istiyoruz hepimiz.

Kimimiz eylemin, kimimiz maddi temelli yaratımların, kimimiz duyguların, kimimiz de düşüncelerin rehberliğinde bu yolda ilerlemeye çalışıyoruz. Hepimiz yaradılışımıza uygun dilde hayatın bize söylediklerini öğreniyoruz.

Yolcuğum hiç bitmiyor. Hayat yolculuğumun kişisel gelişimime adadığım ada süreci şimdilik sona erdi ve ben yola devam ediyorum.

Ada hikayesinin sonunda gökten üç elma düştü, yuvarlandı.. Herkes payına düşen elmayı aldı..

SEVGİYLE KUCAKLIYORUM HEPİNİZİ..

15 TEMMUZ 2010

İZMİR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder